Malum, suyumuz bitiyor. Elbetteki kullandığım çoğul ek tüm dünya insanlarını kapsıyor. Kuruyoruz, çekiliyoruz. Aslında tükeniyoruz.

Ben bir “reklamcı”yım. İzliyorum kendimce çekilen, çizilen, söylenenleri. Hal böyle olunca ilk kırıntılarımda iletişim alanında dökülmeye başladı. Bugünlerde su tasarrufuna yönelik bir uyarı furyası başladı . Hatta aldı başını gidiyor. Uyarılıyoruz, tüketmeyelim diye. Çoğu, haklı uyarılar. Tabi ki şunu düşünmeden de edemiyorum; “tüketmeyin demek için bitmesi mi gerek?”. Neyse ki uyarıldıkta aklımız başımıza geldi.

Benim dikkatimi çeken şey tüketmeyin derken tüketimin nasıl azaltılacağının anlatımı. Mesela traş olurken ve dış fırçalarken musluğu kapatın, arabanızı hortumla yıkamayın, “bulaşıklarınızı bulaşık makinasında yıkayın” gibi. Şimdi bunda ne var diyeceksiniz. Capital dergisinden bir alıntı koymak istiyorum buraya. Sedef Seçkin Büyük “1 Mayıs2001” tarihinde Veri Araştırma şirketinin yaptığı araştırmadan yola çıkarak bir yazı yazmış. İşte o yazının bir kısmı:

 

“Orta direkin “bulaşık” rüyası!
Türkiye’de kentlerde yaşayan ailelerin yaklaşık dörtte birinde bulaşık makinesi var. Yaş ortalaması ise 5 düzeyinde. Üst sınıftaki kentli hanelerin yüzde 82.2’sine bulaşık makinesi girmiş durumda. Orta direk hanelerinde otomatik çamaşır makinesi sahipliği yüzde 92’lere kadar yükselmişken, bulaşık makinesi penetrasyonu sadece yüzde 27.6. Bu tablo, “orta” sosyo-ekonomik tabakadaki hanelerin bulaşık makinesi için potansiyel alıcı olduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Orta kesimin koşullarına uygun kampanyalar ve reklamlar, bu potansiyeli harekete geçirebilir.
Bulaşık makinesi penetrasyonunun alt sınıflarda çok düşük olması, üst sınıflardaki bulaşık makinelerinin ise henüz çok yeni olması nedeniyle önümüzdeki 3-5 yıl boyunca ilk alımların ağırlıklı olmaya devam edeceğini söylemek mümkün. 2000 yılında Türkiye pazarında satılan 535 bin bulaşık makinesinin yüzde 15’i yenileme, yüzde 85’i ise ilk alım taleplerinden kaynaklanıyordu. 2010 yılında ise talebin yüzde 30’unun ilk alımlardan yüzde 70’inin yenilemeden geleceği tahmin ediliyor.”

Gelelim asıl mevzuya. Mesela gösterilen filmlerde bulaşık yıkayan kişi neden musluğun altına tutar tabağı. Daha az su kullanan kişiler bu işi bir kabın içinde yapar. Yani tabağı öylece musluk altına tutmaz da su dolu bir kaba koyar temizler. Durularken de gene aynı mantıkta yapanları az görmedim. Sanırım anlatabildim “tekniği”. Bir de şu açıdan bakın. Zaten bulaşık makinası alacak maddi gücü olmadığından elde yıkıyorsa bulaşığı, suyu daha az kullanmayacak mıdır fatura korkusuyla? Zaten kim isterki elde o çileyi çekmeyi. Peki, hal böyleyken tv de bu kişileri (düşük ücretle çalışıp makina alamayacağı için – masrafı sadece almakla bitmez bilirsiniz detarjanı var, parlatıcısı var- bulaşıklarını elde yıkayan veya yıkatanları) rencide etmenin ve sanki tüm suyu onlar tüketiyormuş muamelasi yapmanın ne gibi bir faydası vardır acaba. “Diş fırçalarken musluğu kapatın” ya da “hortumla araba yıkamayın”a lafım yok ama nasıl oldu da bu” bulaşıkları bulaşık makinasında yıkayın” çıktı ortaya. Neden çamaşırları çamaşır makinasında yıkayın denmez mesela. Sanırım bu sorunun yanıtı üstteki alıntıda var. Sosyal sorumluluk çalışmasına “eklenen” bu reklamın etikliği, üzerinde uzun uzun tartışılacak bir konu aslında ama daha da önemlisi insanların sahip olamadıkları yüzünden rencide edilmesi.

Bu işi daha da abartıp ileri giden bir medya kuruluşu su tüketimiyle ilgili bir manzara gösteriyor ana haber bülteninde. Kimbilir hangi ilin hangi “arka sokağı”. Bir teyze oturmuş bir leğenin başına, çamaşır yıkıyor elinde. Adam gidip mikrofon uzatıyor ve “neden böyle yapıyorsun, suyu çok tüketiyorsun” diyor. Yani teyze çamaşırlarını makinada yıkamalı. Teyze nereden bilsin ki tüm dünyanın su tüketim sıkıntısının faturası o anda kendisine kesiliyor.

Yokluk suç olarak gösterilmeye başladığından beri insanlık belirsiz geleceğe doğru yol almaya başladı. Hani Hitler’i suçlarız ya, peki bu teyzeyi suçlayan zihniyetin Hitler’den ne farkı vardır, birisi izah edebilir mi bana!!!

Dişimi fırçalarken musluğu kapatacağım, arabamı hortumla değil kovayla yıkayacağım, “bulaşıklarımı bulaşık makinasında yıkayacağım”, bunu yap-a-mayanları kınayacağım.

Kimbilir belki bugün su faturası kesilenler yarın başka faturalara maruz kalır. Mesela aslında çevreyi de onlar kirletiyor. Klima varken ucuz kömür yakıyorlar.

Unutmayalım, bu sistemde daima birileri aç ve susuz kalır. Eğer bu aç ve susuzları yok edebileceğimizi düşünüyorsak yanılıyoruz. Bu sistemi biz yarattık, yoksulları da…